Bir sesin doğru yüksekliği bağlama göre değişir. Üç sistem bu tartışmanın merkezindedir. Birincisi eşit temperamandır; oktav on iki eşit parçaya bölünür ve piyano bu sisteme akortlanır. İkincisi Pisagor sistemidir; aralıklar saf beşliler üzerinden kurulur ve öncü sesler daha yüksek çalınır.
Üçüncüsü saf entonasyondur; akor içindeki sesler titreşim oranlarına göre ayarlanır ve üçlüler daha alçak kalır. Kemancı bu üçünü duruma göre kullanır. Melodik bir çizgide Pisagor eğilimi yaygındır; yükselen bir öncü ses hedefe doğru çekilir ve müzikal gerilim artar. Yaylı dörtlüde ise saf entonasyon öne çıkar; akorların pürüzsüz duyulması için üçlüler bilinçli olarak alçaltılır.
Piyano eşliğinde ise eşit temperamana yaklaşmak gerekir; aksi hâlde iki çalgı arasında sürtünme duyulur. Bu ayrım kuramsal bir ayrıntı değildir; günlük çalışmada doğrudan karşılığı vardır. Aynı sonatta piyanolu bölümlerde ve solo kadansta aynı nota farklı basılabilir.
Çalışma yöntemi karşılaştırmadır. Aynı dizi önce açık tel referanslarıyla, sonra piyano ile birlikte çalınır ve fark dinlenir.
Kayıt bu farkı görünür kılar. Aynı pasajın piyanolu ve solo kaydı yan yana dinlendiğinde eğilim farkı açıkça duyulur.
Derslerimizde entonasyon, bağlama göre değişen bir karar olarak ele alınır ve üç sistem karşılaştırmalı çalıştırılır.