Orkestrada şefin işareti ile sesin çıkması arasında bir gecikme vardır. Bu gecikme kaçınılmazdır ve iki kaynaktan gelir. Birincisi tepki süresidir; işaret görülür, işlenir ve harekete dönüşür. İkincisi çalgının kendi gecikmesidir; yaylı çalgılarda yay teli tutup titreştirene kadar kısa bir süre geçer.
Sonuç olarak orkestra, batona tam olarak eşzamanlı girmez. Bu gecikme sabit değildir ve orkestradan orkestraya değişir. Bazı topluluklar batonun tam noktasında çalar; bazıları belirgin biçimde geriden gelir ve bunu bir gelenek olarak sürdürür. Yeni bir orkestrada çalan bir müzisyenin ilk öğrendiği şey bu gecikme ölçüsüdür.
Öğrenme yöntemi dinlemedir; birkaç prova içinde grubun ortak zamanlaması hissedilir. İkinci konu işaret okumadır. Şefin hareketleri yalnız tempo vermez; hazırlık vuruşu karakteri de bildirir. Geniş ve yavaş bir hazırlık, yumuşak bir giriş ister; kısa ve keskin bir hazırlık, sert bir başlangıç.
Bu bilgi hazırlık vuruşunda okunur ve yay ona göre hazırlanır. Üçüncü konu görüş alanıdır. Nota ve şef aynı anda görülemez; bakış hızla ikisi arasında gider gelir. Bu nedenle parti ne kadar iyi biliniyorsa şefe o kadar çok bakılabilir.
Prova kaydı da yardımcı olur. Grubun ortak gecikmesi, kayıt üzerinden dinlendiğinde çok daha net biçimde ölçülebilir.
Derslerimizde topluluk hazırlığı, şef işaretlerinin okunması ve grup zamanlaması üzerinden anlatılır.