Kayıt ortamı, konser ortamından birkaç noktada ayrılır. Birincisi mesafedir. Mikrofon çoğu zaman çalgıya yakındır ve salon akustiğinin yumuşatıcı etkisi azalır. Bu, ayrıntıyı büyütür; yay gürültüsü, parmak sesleri ve entonasyon sapmaları belirgin duyulur.
İkincisi dinamik aralıktır. Salonda etkili olan çok geniş dinamik farkları kayıtta sorun üretebilir; çok kısık bölümler gürültü tabanına yaklaşır. Bu nedenle kayıtta dinamik aralık bir miktar daraltılır ve fark, ton rengiyle telafi edilir. Üçüncüsü tekrardır.
Konserde tek bir geçiş vardır; kayıtta aynı bölüm defalarca çalınır. Bu, farklı bir dayanıklılık ister; yoğunluğu her tekrarda korumak zordur. Dördüncüsü kurgudur. Bölümler parçalar hâlinde kaydedilip birleştirilebilir; bu, teknik güvenlik sağlar ama süreklilik duygusunu zayıflatabilir.
Birçok icracı bu nedenle uzun geçişler kaydetmeyi tercih eder. Beşincisi dinleme koşuludur. Seans sırasında kulaklıkla dinleme yapılır ve bu, kendi sesini duyma biçimini değiştirir. Hazırlık açısından iki öneri işe yarar.
Birincisi kayıt öncesinde kendi kaydını almak ve yakın mikrofonda ortaya çıkan ayrıntıları önceden görmektir. İkincisi tekrar dayanıklılığını çalışmaktır; aynı bölüm art arda birkaç kez tam yoğunlukla çalınır.
Kıyafet ve takı da hesaba katılır. Yakın mikrofonda hışırtı ve metal sesleri duyulur; bu ayrıntı çoğu zaman ilk seansta fark edilir.
Derslerimizde kayıt hazırlığı, yakın mikrofon koşulları gözetilerek ayrı bir başlık olarak ele alınır.