Kadans, konçertoda orkestranın sustuğu ve solistin tek başına çaldığı bölümdür. Kökeninde doğaçlama vardır. Klasik dönemde solistten, bölümün malzemesini kullanarak kendi kadansını üretmesi beklenirdi. Bu, hem teknik hem yaratıcı bir gösteriydi.
On dokuzuncu yüzyılda uygulama değişti. Besteciler kadansları yazmaya başladı ve doğaçlama geleneği zayıfladı. Bugün çoğu icracı yazılı bir kadans kullanır. Seçenekler üçtür.
Birincisi bestecinin kendi yazdığı kadanstır; varsa genellikle tercih edilir. İkincisi başka bir müzisyenin yazdığı kadanstır; Joachim, Kreisler ve başkalarının yazdığı kadanslar yaygın olarak çalınır. Üçüncüsü icracının kendi kadansını yazmasıdır. Bu üçüncü yol az kullanılır ama öğretici değeri yüksektir.
Kendi kadansını yazan bir kursiyer, eserin malzemesini içeriden tanımak zorunda kalır. İyi bir kadans üç koşulu sağlar. Birincisi malzeme bağıdır; bölümün temaları kullanılır. İkincisi uzunluk ölçüsüdür; bölümü boğmayacak bir süre seçilir.
Üçüncüsü bitiş işaretidir; kadans, orkestranın girmesini haber veren bir figürle biter.
Süre ölçüsü de vardır. Kadans, bölümün toplam süresinin küçük bir bölümünü aşmamalıdır; uzayan bir kadans yapıyı dengesizleştirir.
Derslerimizde kadans seçimi, üslup uygunluğu gözetilerek yapılır ve isteyen kursiyer kendi kadansını yazar.